2017 Nobel Tıp Ödülü “Biyolojik Saat” araştırmasına verildi

0
6107

İnsan vücudunun biyolojik saatini (vücut saati) inceleyen 3 ABD’li bilim insanı 2017 Nobel Tıp Ödülüne layık görüldü. Şimdiye kadar derinlemesine bir açıklaması bulunmayan biyolojik saatin uyku başta olmak üzere bir çok alanda etkisi bulunuyor.

Biyolojik saatin etkileri

“Sirkadiyen ritim” diye de bilinen vücudun biyolojik saati, geceleri uyumamızın sebebi olduğu gibi, davranışlarımız ve bedensel işlevlerimizi de ciddi şekilde etkileyen bir olgu.
Bu konuda çalışmalar yürüten Amerikalı bilim insanları Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young Nobel Tıp Ödülü’nü paylaşacak.

Biyolojik saat tanımlaması:

Tıpkı bitkiler, hayvanlar hatta mantarlar gibi insan vücudunun da hemen her hücresinde bir saat işliyor. Ruh halimiz, hormon düzeylerimiz, vücut ısımız ve metabolizmamız, hepsi günlük bir ritim içinde çalışıyor. Biyolojik saatimiz vücudumuzu gece ve gündüze uyum sağlayacak şekilde öyle bir netlikte ayarlıyor ki bu ayarın bozulması çok ciddi sonuçlar yaratabiliyor.

Kısa ve uzun vadeli etkileri

Kısa vadede vücut saatinin ritmini bozacak şeyler hafıza oluşumunu etkiliyor, fakat uzun vadede tekrarlandığında iki tür diyabet (şeker hastalığı), kanser ve kalp hastalıkları risklerini artırıyor.

Biyolojik saatin bozulması

Oxford Üniversitesi’nden biyolojik saat uzmanı Profesör Russel Foster “Bu sistemi bir kez bozduğumuzda metabolizmamız üzerinde etkisi çok büyük olur” diyor.

Biyolojik saatin bozulmasının olası nedenleri:

  • Uzun uçak yolculuğunda biyolojik saatlerin düzeni bozulur, bundan dolayı JETLAG yorgunluk, uykusuzluk gibi sorunlar
  • Gece vardiyaları
  • Uykusuz bırakma (Yeni doğan çocuk, işkence altındaki kişiler)
  • Kutup ve uzay yolculukları
  • Işık (Geceleri ışıkların kapatılmaması ya da yeterince karartılmaması)
  • Gece istirahatini ve uyku düzenini bozan eğitimler, gürültüler, yaşam tarzı vs.

Biyolojik saate göre:

Nobel

Melatonin hormonu hakkında:

Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi de vardır.

Kortizol hakkında:

Kortizol, böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinde üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur. Kan basıncını ve şekerini artırır, kadınlarda kısırlığa neden olur ve bağışıklık sistemini baskılar.

Biyolojik saatin hızlanması ve çalışmanın detayları:

Jeffrey Hall ve Michael Rosbash, DNA yapısında, periyod geni diye adlandırılan bir kısmın, sirkadiyen ritim de denilen biyolojik saatin düzenlenmesinde etkili olduğunu ortaya koydular.

Periyod geni PER adlı bir proteinin üretilmesini sağlayan “talimatları” içeriyor. PER düzeyi yükseldikçe periyod geni de talimatları kendi kendine kapatıyor.

Bunun sonucunda PER proteini düzeyi 24 saatlik döngüler halinde değişiyor, geceleri yükselip gündüzleri yine düşmeye başlıyor.

Michael Young da “zamansız” ve “çift zamanlı” diye adlandırılan iki gen keşfetti. Bu iki gen de PER proteini düzeyinin istikrarını etkiliyorlar.

PER düzeyi ne kadar istikrarlı ise vücut saati o kadar yavaş çalışıyor. İstikrarsızlaştıkça biyolojik saat de hızlanıyor.

PER’in istikrarlı olup olmaması kimilerimizin erkenci ya da ‘tarla kuşu’ ve kimilerimizin de gececi yani ‘baykuş’ olmasının sebebi aynı zamanda.

Bu çalışmalardan önce biyolojik saat konusu tam olarak anlaşılamamıştı.

Moleküler biyoloji uzmanı Dr Michael Hastings, “Meyve sinekleri üzerindeki bu çalışma öncesinde genetik mekanizmalar konusunda hakikaten bir bilgimiz yoktu. Vücut saati konusu astroloji ile aynı düzeyde bir bilinmeyen sayılıyordu” diyor.

Üç uzmanın çalışmaları önemli bir kamu sağlığı konusu olan gece mesaisi konusundaki yeni çalışmaların da önünü açabilir.

Kaynak:

Bir yorum bırakın