Kütüphaneler Haftası İle İlgili Yazılar

Her yıl mart ayının son pazartesi gününden itibaren başlayan hafta Kütüphaneler haftasıdır. Bu özel hafta ile ilgili yazıları konumuzda bulabilirsiniz. Öncelikle Kütüphaneler Haftasının amaçlarından bahsedelim.

Bu hafta içerisinde yapılacak etkinliklerde:

Kütüphane ve kitapla öğrenciyi kaynaştırarak, kütüphane ve kitap hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olmak,

Öğrencilerin millî, ahlakî, insanî değerlere sahip, demokrasi ilkelerini benimsemiş yapıcı, yaratıcı, özgür bilimsel düşünce ve sorumluluk duygusuna sahip kişiler olarak yetişmelerine katkıda bulunmak,

Öğrencilerin araştırma, inceleme ve not tutma yeteneklerini geliştirerek, millî ve sosyal hayata etkin bir şekilde katılmalarını sağlamak gibi amaçlar bulunmaktadır.

 

kütüphaneler haftası

KÜTÜPHANE GÜNLERİM…

İlkokul 3. sınıftaydım… Doğduğum şehrin, okulla ev arasındaki sınırlı yolunu her sabah ve öğlen arşınlarken, ister istemez önünden geçiyordum… Kocaman tabelası dikkatimi çekiyordu: İl Halk Kütüphanesi… Gerçi öğretmenimiz kütüphanelerin nasıl bir yer olduğunu bize anlatmıştı ama, orada nasıl davranılır, herkes girebilir mi, açıkçası pek fazla bilgim yoktu…

Bir teneffüs arası öğretmenime: “Ben İl Halk Kütüphanesine gidebilir miyim” diye sordum…
“Git” dedi öğretmenim. “Git ve üye ol… Ödünç aldığın ilk kitabı da oku, daha sonra sınıfta arkadaşlarına özetle…”

Öğretmenimden aldığım cesaretle ve annemden yalvar yakar kopardığım izinle bir öğleden sonrası -gözüme kutsal bir yer gibi görünen- İl Halk Kütüphanesinden içeri adımımı attım… Biraz tedirgindim. Kimlerle, nasıl bir ortamla karşılaşacağımı bilemiyordum… Bir de okuduğum kitabı özetleme gibi bir sorumluluk yüklendiği için heyecanlıydım…

İçeri girince, hafif bir rutubet kokusuyla ve derin bir sessizlikle karşılaştım… Masa başındaki görevliye yaklaşıp, sessizliği bozarım korkusu içinde fısıltıyla : “Ben kütüphaneye üye olmak istiyorum” dedim. Görevli tedirginliğimi anlayıp, gülümseyen bir yüzle: Adımı, kaç yaşında olduğumu, okulumu, adresimi sordu…Ve bana bir üyelik kartı düzenleyip verdi… Ardından da üyelik ücreti istedi… Yanımda yeterli param yoktu…

‘Tamam o zaman!’ dedi, ‘Sana güveniyorum. Bir dahaki gelişinde getirirsin… ‘Hadi gel şimdi sana, kütüphaneden nasıl yararlanacağını göstereyim.’

Önce bol çekmeceli bir dolabın önünde durduk…Burada, kütüphanedeki tüm kitapların bilgisi vardı. Hem kitap adına, hem de yazar adına göre kartlar düzenlenmişti…

‘ Bir kitap seçmek istediğinde, Önce bu kartlardan kitabın numarasını bulup bana söyleyeceksin’ dedi görevli memur… Sonra ben sana kitabın hangi rafta olduğunu bulup vereceğim… Sen raftaki kitaplara dokunmayacaksın ama!..’ O sırada bir gürültü duydum… Görevli memur aniden ciddileşip:
‘Şiiişt sessiz olun bakayım!..’ diye gürledi… Açıkçası büyükçe bir masanın başında oturmuş, kimi kitap okuyan, kimi de önündeki kalın kitaplardan defterlerine bir şeyler yazan, benden büyük çocukların varlığını o an fark ettim…

Sonra dergiler bölümünü gezdik: Doğan Kardeş, Çocuk Bahçesi, Mavi kırlangıç pırıl pırıl ve rengarenk kapaklarıyla ilk gözüme çarpanlar oldu…
Koca salonun dört bir tarafı raflarla ve rafların içi, dizi dizi, mavi-kahverengi cilt beziyle kaplanmış kitaplarla doluydu… O güne kadar kitap adına, 2-3 masal kitabından ve 4-5 Teksas- Tommikis’ten başka bir varlığı ve tanışıklığı olmayan ben, tam bir şaşkınlık içindeydim… Bu kadar kitaptan hangisini seçip okuyacaktım1..
‘Şeeey!..’ dedim, ‘Bugünlük siz bana bir kitap seçseniz, okuduktan sonra, sınıfta arkadaşlarıma anlatacağım da…’
Hızla bir rafa yöneldi kütüphane memuru ve eliyle koymuş gibi bir kitap seçti… ‘Al bunu oku, hem yaşına uygun, hem de seveceksin!..’ dedi.
Büyük harflerle:Ömer Seyfettin, Hikayeleri (1) yazıyordu kitabın üzerinde…
‘Tamam..’ dedim, ‘Ben bu kitabı okuyup sonra getireceğim!…’ Hemen sanki elimden alıverir kaygısıyla koşar adım kapıya yöneldim…
‘Dur gitme!..’ diye seslendi memur. ‘Kitabın arkasındaki listeye hangi tarihte aldığını yazalım…’ Bak, 15 gün içinde getireceksin kitabı olur mu?…

Hiç 15 gün sonunda getirmedim kitapları… Neredeyse 15 güne 10 kitap sığdırdım… Annemin-babamın:’ Bırak oğlum o kitapları da, dersine çalış’ telaşlarına kulak tıkayıp Ömer Seyfettin’den Sait Faik’e, Guy de Maupassant’tan Çehov’a hızla sürdü yolculuğum…Ben büyüdükçe okuduğum kitaplar da büyüdü…Türk klasikleri, dünya klasikleri…Orhan Kemaller, Reşat Nuriler, Yakup Kadriler, Tolstoylar, Emile Zolalar, Victor Hugolar daha niceleri…

Okuduğum romanlarda, hikayelerde en beğendiğim cümleleri, paragrafları çizgili bir deftere yazdım…

Nasıl, ilk okuduğum Ömer Seyfettin’in ‘Kaşağı’ adlı hikayesi, sınıftaki anlatımımla bana yıldızlı pekiyi kazandırdıysa, bu deftere kaydettiğim cümleler de kompozisyon dersinde yazdığım yazıları süslememe, dolayısıyla iyi notlar olmama yardımcı oldu… Ve de arkadaşlar arasında tanınmama, sevilmeme…Bu defter benim başarı rehberimdi…

Doğduğum şehirdeki o kütüphane hâlâ yerinde duruyor, şimdiki yaşadığım şehirde de kütüphane tabelalarına rastlıyorum. Ama bilmiyorum çocuklar ve gençler kütüphanelere gidiyorlar mı artık…

Teknolojinin büyüsü, Kütüphanelerin mabet sessizliğine galip mi geldi dersiniz?

KÜTÜPHANE HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI

Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitap­lıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.

Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.

Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.

Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara’da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphane­leridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.

Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açıl­mıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.

Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.

Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.

Etiketler: , ,

  

İlk yorumu siz yapın.

Bir Cevap Yazın


Site içinde arama yapabilirsiniz: