Üniversitelerarası Kurul’dan Akademisyenlerin Ekonomik Durumu Raporu

0
1033

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) ”Türkiye’de Akademisyenlerin Özlük Haklarının Mevcut Durumu ve İyileştirilmesi” raporu hazırladı. Bu rapordaki önemli kısımları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Üniversitelerden mezun olan başarılı öğrencilerin akademik kariyer yapmaktan kaçınmaları ya da akademik kariyerlerine devam etmemelerinin önemli sebeplerinden birinin farklı kurum ve kuruluşlarda elde edecekleri gelirlerin, akademik personel olarak elde edecekleri gelirlerden çok daha yüksek olması gösterildi. 
Bu nedenle üniversitelerin nitelikli akademik personel temininde güçlük çektiğini ve var olan personellerini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ifade edilerek, bilim toplumu olmanın önemini kavramış bir ülkede öğretim elemanlarına ekonomik durumlarını düzeltmeleri için daha fazla derse girmenin, çözüm olarak sunulmaması gerektiği belirtildi. (Ek ders sorunun çözümü değildir)
Öğretim elemanlarının maaşlarında meydana gelen artışların diğer memur maaş artışlarına göre daha az olduğunun ifade edildiği raporda, 2001-2013 dönemine ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar içerisinde en fazla maaş artışının, yüzde bin 100 oranıyla ”memur” maaşlarında, en düşük maaş artışının ise yüzde 421 oranıyla ”doçent” maaşlarında gerçekleştiği kaydedildi.

Araştırma görevlilerinin maaşları çok düşük:
Üniversitelerin karşılaştığı önemli güçlüklerden birinin nitelikli araştırma görevlisi temini olduğu vurgulanarak, araştırma görevlisi kadrosunun, lisans düzeyinde eğitim aldıktan sonra müracaat edilebilecek önemli bazı iş kolları arasında en düşük maaşa sahip olduğuna işaret edildi.
”Özellikle başarılı lisans mezunlarının iş seçiminde maaş faktörünü dikkate alarak diğer alanları daha fazla tercih etmeleri nedeniyle araştırma görevlisi kadrolarına yapılan nitelikli başvurular azalmakta ve dolayısıyla sayıları 170 civarında olan üniversitelerde nitelikli araştırma görevlisi ihtiyacı her geçen gün artmaktadır”

Memur maaşlarına oranla Akademisyen maaşları yeterli değil:

Üniversitelerde en düşük maaşı öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinin aldığı, üniversitelerin en önemli ayağını oluşturan akademisyenlerin maaşlarının genel memur maaşları karşısında çok düşük olduğu ifade edildi.
Üniversitelerin temel işlevi olan bilimsel aktivitelerini yerine getiren akademisyenlerin üniversite bünyesinde faaliyet gösteren diğer memurlara göre düşük maaşlarla istihdam edilmesinin, iş verimliliklerini ve motivasyonlarını da olumsuz yönde etkilediği değerlendirilmesi yapıldı.
Diğer bazı ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’deki akademisyenlerin ücretlerinin düşük olduğu belirtilerek, bir profesörün ABD’de 9 bin 729 TL, Avustralya’da 13 bin 499 TL, Kanada’da 13 bin 605 TL, Japonya’da 12 bin 195 TL ve Almanya’da ise 6 bin 475 TL maaş aldığı bildirildi.
Raporda, ”eşit işe eşit maaş” uygulamasında gerçekleştirilen ek ödeme zamlarının akademisyen maaşlarına gerçekleştirilmediği kaydedildi.

Biyoloji Öğretmenliği
”Akademisyenler GSYİH’de rol oynuyor”
Çalışmada akademisyenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik önerilerde de bulunuldu. Öğretim üyelerinin maaş ve özlük haklarında GSYİH artış oranına paralel bir iyileştirme yapılması gerektiği belirtilerek, ”GSYİH’nin bir ölçü birimi olarak alınmasının temel sebebi, akademik personelin bir hizmet üreticisi olarak GSYİH içerisinde bir paya sahip olması ve sağladığı hizmetlerle GSYİH artışlarında rolünün olmasıdır” ifadesi kullanıldı.
Öğretim elemanlarının gelir vergisine tabi maaş veya diğer kazançlarında, gelir vergisi oranının yüzde 15 olarak sabit tutulması gerektiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
”Öğretim Üyesi Yerleştirme Programlı (ÖYP) araştırma görevlilerine tanınan yabancı dil öğrenimi için verilen destekler, kitap ve konferans destekleri gibi tüm haklardan diğer araştırma görevlileri de yararlandırılmalıdır. Öğretim elemanlarının araştırma yapmasını, lisansüstü öğrenci yetiştirmesini teşvik eden ve araştırma projelerinden ek gelir almalarını sağlayan Proje Teşvik İkramiyesi (PTI) ödemesi gibi uygulamalar Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) ve diğer proje bazlı çalışmalarda da uygulanmalıdır.”

Bir yorum bırakın